Türkçe (Türkiye)English (United Kingdom)
  • SIKÇA SORULAN SORULAR ( 2 Articles )

     

    GÖÇMEN DAYANIŞMA AĞI – SIKÇA SORULAN SORULAR

    Sınırsız Ulussuz Sürgünsüz Özgür Bir Dünya!

     

    http://www.gocmendayanisma.org/

    This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it

     

    Sürekli yeniden yapılandırılan küresel kapitalist düzen, metaların serbest dolaşımı kadar esnek, mobil ve her an elden çıkarılabilir bir emek gücüne de ihtiyaç duyuyor.  Bu işgücünün önemli bir kısmını, sınır dışı edilme korkularından ötürü kamusal alanda en az görünür olan göçmen işçiler oluşturuyor. İşte bu yüzden, devletler bir yandan “yasadışı göç”le mücadele ettiklerini iddia ederken, diğer yandan piyasa ihtiyaçları doğrultusunda yasadışı tabir ettikleri göçe göz yumuyorlar. Hatta esnek vize politikaları ile bireylerin serbest dolaşımını teşvik eder gibi gözüküyorlar. Ancak esnek vize politikaları, büyük çoğunluk için, gittikleri yerlerde barınma ve yeni bir hayat kurma koşullarını olabildiğince zorlaştıran göç politikalarıyla destekleniyor. Kimileri sınır dışı edilir veya geri gönderilme merkezlerine kapatılırken, göçmenlerin daha büyük çoğunluğu, her an sınır dışı edilebilir konumda tutuluyor. Böylelikle göçmen işçiler, sistematik olarak emek piyasası içinde sömürüye iyice açık işgücü işlevi görüyorlar. Buna ek olarak var olan yerel emek örgütlenmeleri, sendikalar, meslek odaları ve genel olarak sol muhalefet göçmen emekçilerin sorunlarına karşı sessiz kalarak göçmenlerin sömürülmesine, dışlanmasına ve hapsedilmesine kayıtsız kalıyorlar.

    Biz Göçmen Dayanışma Ağı (GDA) olarak, herkesin koşulsuz serbest dolaşım hakkına ve istediği yerde yaşama özgürlüğüne sahip olduğunu, kimsenin bu hak ve özgürlükleri kullanmasından ötürü alıkonulamayacağını veya sürekli sınır dışı edilebilir konumda tutulamayacağını savunuyoruz. İnsanlar değil, sınırlar ve o sınırları kurup koruyan kurumlar yasadışıdır. Çünkü göç bir suç değil bir haktır. Göçmen Dayanışma Ağı bu ilkeleri gözeterek, açıklık ve eşitlik temelinde bir araya gelen yatay bir ağ örgütlenmesidir. GDA üyeleri başka gruplara üye olsalar da, karar süreçlerine bireysel olarak katılırlar.

    GDA’nın etkinlikleri nelerdir? GDA 2010 yılına Türkiye’deki “misafirhane/geri gönderme merkezi” olarak adlandırılan göçmenlerin alıkonduğu merkezlerin hukuksuz bir temele dayandığını ifşa etmek amacı güden ve bu alıkonma merkezlerinin kapatılmalarına yönelik bir kampanya yürüterek başladı. Bu çalışma doğrultusunda Kumkapı’daki göçmen “misafirhane”sinin önünde 14 Mart ve 18 Nisan tarihlerinde iki eylem düzenlendi. Kumkapı protestoları ilerleyen aylarda da devam edecek. Ayrıca GDA güncel konuları birlikte tartışabilmek için düzenli aralıklarla forumlar düzenlemektedir. Gelecek forumumuz 8 Mayıs 2010 tarihinde ve Türkiye’deki göç konusunda yapılan yasal düzenlemelerin içeriği ile ilgili olacaktır. Bunların dışında GDA düzenli olarak göç temalı film gösterimleri düzenlemekte ve Türkiye’de bulunan göçmenlerin kendi deneyimlerini aktarmalarını amaçlayan bir tanıklık toplama projesi üzerinde çalışmaktadır.  Ayrıca, 18 Mayıs’tan itibaren, Yaşam Radyo’da (89.4 http://yasamradyo.com.tr/) “Görülmeyenler, Duyulmayanlar, Konuşulmayanlar: Göçmenler” adlı bir radyo programına başlayacaktır.

    Göçmen kimdir?

     

    1934’te kabul edilen ve 2006’da yenilenen İskan Kanununa göre, Türkiye’de, sadece Türk soylu addedilen kişiler göçmen olarak kabul edilmektedir. Türkiye, 1970’lerde Avrupa’ya giden işçi göçünden dolayı göç veren bir ülke olarak tanınsa da, aslında her zaman çok çeşitli yerlerden göç alan bir ülke olmuştur. Biz ise Göçmen Dayanışma Ağı olarak, göçün gerçek boyutlarını ve çeşitliliğini yansıtan, kökeni ve hukuki statüleri ne olursa olsun, tüm göç edenleri içeren bir ağ oluşturmayı hedefliyoruz.

     

    Türkiye’de kaç göçmen bulunmaktadır?

     

    Gerek paylaşılan istatistiklerin yetersizliğinden, gerek bir kısım göçün kayıtlara geçmemesi ve göçmenlerin bir kısmının geçici süre kalmasından dolayı, Türkiye’de bulunan göçmenlerin sayısını kestirmek zordur. Ayrıca sayı meselesi çoğu zaman siyasi bir araç olarak kullanılmaktadır. Bununla beraber, Türkiye’ye 1923 ile 1990’ın başlarına kadar 1.6 milyonun üzerinde göçmen geldiği, bu tarihten beri ise Türkiye’de, transit göçmenleri, sığınmacıları, mülteciler, ve göçmen işçileri de içeren bir milyonun üzerinde göçmen olduğu tahmin edilmektedir.

     

    Mülteci kimdir?

     

    Türkiye devleti, uluslararası düzeyde mültecilerin hukuki statüsünü düzenleyen, 1951 Mültecilerin Hukuki Statüsüne Dair Cenevre Sözleşmesi’nin tarafıdır. Buna göre mülteci "ırkı, dini, milliyeti, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi düşünceleri nedeniyle zulüm göreceği konusunda haklı bir korku taşıyan ve bu yüzden ülkesinden ayrılan ve korkusu nedeniyle geri dönemeyen veya dönmek istemeyen kişi"dir. Ancak Türkiye Cenevre Sözleşmesi’ni coğrafi kısıt koşuluyla imzalamıştır; yani Avrupa dışından gelen göçmenler Türkiye’de mülteci statüsü edinemezler. Türkiye’de hali hazırda mülteci statüsü almış 44 kişi bulunmaktadır. Geri kalan yaklaşık 20.000 mülteci ise Türkiye’de sığınmacı statüsünde ikamet etmekte ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) Ankara temsilciliğinin haklarında alacağı kararı beklemektedirler. Haklarındaki BMMYK kararı olumsuz ise en iyi durumda ülkeyi terke davet edilmekte, en kötü durumda ise sınır dışı edilmektedirler. Olumlu karar sonucunda ise yine Türkiye’ye yerleşmeleri mümkün olmaz ve kendilerini ikamet izni vermeyi kabul eden üçüncü bir ülkeye yerleştirilirler.

    Göçmenlerin Türkiye'de yaşadıkları sorunlar nelerdir?

    Göçmenlere yönelik etnik köken ve sınıfa dayalı ayrımcılığın en bariz göstergeleri ikamet izni ve çalışma izni alma konusunda yaşadıkları sıkıntılardır. Göçmenlerin çalışma iznine başvurabilmeleri için öncelikle geçerli bir ikamet izinlerinin olması şartı vardır. Oysa çalıştıkları işlerde aldıkları ücretler düşünüldüğünde, çoğu göçmenin yıllık 600 TL civarı olan ikamet harçlarını ödemesi mümkün olmadığı için, göçmenler adeta “kaçak” olarak ikamet etmeye ve “kaçak” olarak çalışmaya sevk edilmektedirler. Bu durum, sağlık ve eğitim hakkı gibi en temel haklardan dahi mahrum olmalarına sebep olmaktadır.

    Göçmenler nerelerde yaşarlar, nerelerde çalışırlar?

    Türkiye’nin göçmenlere yönelik kısıtlayıcı yaklaşımı, göçmenlerin Türkiye’ye genelde kaçak yollardan ya da kısa dönemli turist vizeleri ile girmelerine ve çoğunlukla düzensiz göçün parçası olmalarına sebep olur. Bu sebeple göçmenler, Türkiye’de yaşadıkları süreyi de belgesiz olarak geçirirler. Bu durum onların kaçınılmaz olarak enformel sektörün içine hapsolmalarına yol açar. Geçimlerini sağlamak için çoğunlukla dikim, ayakkabı atölyeleri, inşaat, ev hizmeti gibi alanlarda kayıtdışı ve güvencesiz olarak çalışmak zorunda kalırlar. Şehrin farklı mahallelerinde kötü durumdaki evleri paylaşarak barınma haklarını kendileri yaratan göçmenler belgesiz olduklarından kolayca ev sahipleri tarafından evden atılabilir, zorlukla elde ettikleri bu haklarından mahrum bırakılabilirler.

    Geri gönderme merkezi nedir?

    Eski adı Yabancılar Misafirhanesi olan, İçişleri Bakanlığı’nın kararıyla kurulan Geri Gönderme Merkezleri, belgesiz göçmenlerin idari gözetim altında tutuldukları, başka bir değişle süresiz kapatıldıkları mekanlardır. En büyükleri İstanbul-Kumkapı, İzmir ve Kırklareli’nde bulunmaktadır. İçişleri Bakanlığı yakın gelecekte her ilde 50 ila 100 kişi kapasiteli geri gönderme merkezleri kurulmasını resmi olarak öngörmektedir. Göçmenler bu merkezlerde, belirlenmiş yasal sınırı olmayan, bir aydan bir yıla hatta daha fazlasına uzayan sürelerde, niçin tutuklandıkları hakkında bilgilendirilmeden, ne kadar zaman için kapatılacaklarını bilmeden, hukuki yardım imkanları bulunmayan ve temel sağlık hizmetlerine erişimleri son derece sınırlı bir şekilde tutulmaktadırlar.

    Geri gönderme merkezleriyle ilgili devlet ne gibi düzenlemeler önermektedir?

    İçişleri Bakanlığı’nın Mart 2010 tarihinde yayımladığı yasadışı göç ile mücadele konulu genelgede geri gönderme merkezlerinin fiziki koşullarında iyileştirmeye gidileceği belirtiliyor. Aydınlık, temiz hücreler, besleyici yemekler, sıcak su, sağlık hizmetlerine ve avukata erişim vaat ediliyor. Ancak İçişleri Bakanlığı’nın öngördüğü yeni düzenlemeler kapsamında alıkonulan kişilerin yargıya erişimi, alıkonma nedenleri ve sürelerine itiraz haklarına hiçbir şekilde değinilmiyor, göçmenler keyfi bir şekilde tutulmaya devam ediliyor. 

     

    GÖÇMEN DAYANIŞMA AĞI

    http://www.facebook.com/group.php?gid=116530175039689

    http://www.gocmendayanisma.org/

    This e-mail address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it

     

Facebook'ta paylaş

gocmenhaklari